ÖZGE YENGEM DEVAM HİKAYESİ BÖLÜM: 6

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

ÖZGE YENGEM DEVAM HİKAYESİ BÖLÜM: 6
nnem kapıyı açtı.

– Hoş geldin kızım. Oğlum? Akşam nereye kayboldun sen telefonun da kapalıydı sabah aradık ulaşamadık?

Ben kem küm ediyordum halam girdi araya.

– Akşam elektrikler gidince Zeynel size gelecem diye tutturdu yenge. Bende Kuzey’i çağırdım.
– Ha iyi yapmışsın kızım geçin hadi içeri.
– Kuzey üstünü başını değiştirsin işe gideceğiz. Onun için geldik.
– Tabi canım gel kahve içelim bizde.
– Olur yenge.

Annem kapıda dururken yanından geçiyordum.

– Aaa aaa aaa boynunun hali ne böyle?
– Ne? Ne olmuş?

Yine kurtarıcı meleğim girmişti araya.

– Zeynel ile boğuştular biraz.
– Bak ya dövmüş bizim oğlanı!

Diye gülüyordu annem. Odama girdim. Giyindim, saçlarımı yaptım. Çıktım. halam dış kapıda beni bekliyordu bile.

Halam;

– Kuzey hadi geç kalıyoruz!

Surat ifadesi oldukça sertti.

– Tamam hala geldim.

Yanına gittiğimde burnundan ateş püskürüyordu resmen. Arabaya kadar hiç konuşmadık. Araca bindiğimizde başladı söylenmeye;

– Sen ne yaptın?
– Ne yapmışım ya? Ne bu sinir?
– Karşı gelme bana!
– Gelmiyorum ki sen parlıyosun!
– O kızla yattın dimi?
– Hangi kız?
– Bak bana salak salak cevaplar verip durma kıraçam kafanı!
– Ya ne bileyim birden oldu?
– Nasıl oldu?
– Elektrikler gitti ya
– Eeee?
– Korkmuş cağırdı
– Bak sen yelloza eeee?
– İşte o ara oldu ne olduysa!

Arabadan inmişti.

– Dur be heey nereye?

Apartmana giriyordu tekrar. Kolundan tutup çektim.

– Saçmalama bin şu arabaya.
– Kuzey! Bak konuşamıyorum sizinkilerin kulağına gider diye bırak yolayım saçını başını.
– Oha delirdin hala bin şu arabaya konuşuruz yolda.

Tekrar arabaya bindik.

– O yelloz sana gözü dikmişti zaten kek getirdiğinde anladım ben.
– Ben niye anlamadım ya boşuna mı bekledim o kadar.

Gülüyordum. Halam koluma koluma vuruyordu arabayı kullanırken.

– Dur şimdi kaza yapcaz.
– Laflara bak davet mi bekliyodun kızdan gel sik beni diye?
– Hee

Daha sert vuruyordu.
– Hala herkes sen gibi değil gördüğün gibi.
– Oğlum kadın evli, sana yapma diyen yok git onca kız var, turist var evli kadın niye?
– O denk geldi napayım? Ayrıca yemeyenin malını yerler demişler.

Ağız taklidi yaparak lafımı tekrarlıyordu halam.

– Hem sen boşver onu bunu da hayırdır?
– Ne hayırdır?
– Çok güzel olmuşsun? Onu diyorum?

Gülüyordu.

– Dün gayet güzel şeyler gördün yetmedi heralde?
– Onla bu bir mi?
– Değil mi?
– Değil tabi…

Ofise gelmiştik. İndik arabadan halam hala söyleniyordu. Ofise girdiğimizde;

– Sen beni kıskandın mı?
– Deli deli konuşma neden kıskanacam halan olarak kızdım sadece.

Anlıyorum diyerek gülüyordum. Neyi anlıyorsun neyi diyerek yanıma geldi. Burnumun ucuna kadar sokuldu. Gözlerimin içine bakıyordu sinirli bir şekilde. O kadar güzel kokuyordu ki dayanamadım ve dudaklarına bir buse kondurdum. Halam’ın göz bebekleri büyümüş, donup kalmıştı.

– Hadi çalışalım.

Masama geçip oturmuştum halam arkasını döndü bir şey diyecek, diyemedi. Parmağını kaldırmış bana laf söyleyecek söyleyemedi yüzüne bakıp güldüm ve randevu defterini açtım.

– Oooo Zeliha geliyor bugün Zeliha!
– Onu da sik.

Kahkaha atarak güldüm. Halam mutfağa gitti.

– Kahve içecek misin?
– Olur.

Telefonuma mesaj gelmişti Selin yazmıştı;

‘’Halana basıldık resmen, hakkımda yanlış düşünecek. Kötü bir şey dedi mi kuzey? Kapıda konuşmalarınızı duydum da. Merak ettim sana bir şey dedi mi? Özür dilerim zor duruma soktum seni?’’

Mesajına cevap vermiştim;

‘’Kimse bir şey diyemez bana. Bekar adamım. Akşam gelemiyeceğim. Zeynel beni istiyor, ağlıyormuş onunla olacağım haberin olsun’’

Telefon çalıyor Zeki arıyordu;

– Efendim kanka?
– Heey heey heey küçük asker uyanmış napıyosun?
– İşyerindeyim.
– Geleyim mi?
– Napacan gelip?
– Dişim ağrıyo oğlum hem laflarız.
– İyi gel.
– Ne zaman?
– Dur bakalım.

Halaaa?

– Efendim?
– Zeki’nin dişi ağrıyormuş ne zaman gelsin.
– Öğlen gelsin.
– Tamam.

– Kanka öğlen gel.

– Tamam hacı gülle.

– Bana bak?

– He?

– Sarımsak, susamlı şeyler, vs yeme sikerim.

– Hahahaha

Telefonu kapattı. Halam kahveleri alıp oturdu karşıma.

– Sen az önce dudağımdan mı öptün beni?
– Ney? Refleks ya o. Birden öyle yakınlaşınca dayanamadım.
Önünde duran banknot kağıtlarını atmıştı bana kahvesini içiyordu. İş yeri telefonu çaldı.

– Alo buyrun? Diyerek açtım
– Alo merhaba ben Zeliha.
– Buyrun Zeliha hanım!

Halama bakıp gülüyodum. Bu sefer masada ki kalemi üstüme attı.

– Şey müsaitsiniz değil mi yoldayım geliyorum.
– Tabi ki müsaitiz. Buyrun sizi bekliyoruz.

Halam tabi tabi dercesine kafasını sallıyordu. Telefonu kapattım. Halamın yüzüne bakıp gülüyodum.

– İstersen ben çıkayım ya?
– Ne için?
– Daha rahat olursunuz?
– İyi de bana değil sana geliyor sabah beri sikmediğin bir kulak deliğim kaldı hala ne bu sinir.
– Kapat çeneni! Git odayı hazırla.
– Odayı hazırla? Patronlukta tarslıyor ya.
– Patronluktan değil, Zeliha geliyor ondan, ayak altında şey varsa kaldır. Şimdi domalır falan o refleks ile geçirirsin.

Laf sokmalarından sıkılmaya başlamıştım artık. Gittim muayene odasını toparlıyordum. Kapı çaltı açmaya gittiğimde gelen Zeliha idi. Yine kısacıcık giyinmiş, altın sarısı saçlarını tepeden at kuyruğu bağlamış. Uzun topuklu ayakkabıları ile neredeyse benden uzun boylu duruyordu karşımda. Gülerek selam verdi. O güzelliğe bakmaya doyum olmuyordu resmen.

– Merhaba Melike hanım içeride mi?

Ben hala Zeliha’yı süzüyordum halam geldi yanıma. Arkadan kolumu çimdikledi. Acıdan kendime gelmiştim.

– Hoş geldin Zeliha’cım.
– Hoş bulduk. Nasılsın Melikecim?
– İyiyim canım sen?
– Bende şu ağrıdan kurtulursam iyi olacağım. Akşam erkek arkadaşım ile buluşacağız, ağrıdan bir şey yiyip içemiyorum.

Benim kulaklarım sadece ‘’erkek arkadaşım’’ kelimesini duymuştu. Halam yüzüme bakıyor, gözlerinin içi gülüyordu. Ben gittim masama oturdum. Zeliha da çantasını vs koymak için karşımda eğilince giydiği dar beyaz elbiseden tangası belli oluyordu. O götü saatlerce izleyebilirdim. Halam Zeliha’nın totosuna vurdu. İçim gitmişti resmen.

– Kız spora mı başladın yine.
– Evet belli oluyor mu?

İki eliyle belini tutmuş etrafında dönüyor, o döndükçe ben mest oluyordum.

– Erkek arkadaşın bol bol kıskanacak seni.
– Ya bilmiyorum daha yeni tanıştık zaten.

‘’ah be kaçırdık zamanlamama sıçayım’’ dercesine elimi masaya vurdum. İkisi de bana bakıyordu.

– Sinek vardı da.
Halam gülmemek için dudaklarını sıkıyordu. Konuşa, konuşa muayene odasına girdiler. Telefonda kızın instagramını arıyordum. O zaman numara rehbere eklenince direk çıkıyordu zaten. Bulmuştum.
Onları inceliyordum işte birkaç fotoğrafları;

deleted

Gerçekten çok güzel fiziği vardı. Takip isteği göndermiştim bile…

Aradan bir zaman geçti ve Zeliha dışarıya çıktı. Halamla konuştular, benimle de tokalaşıp çıktı ofisten. Halam;

– Dibin düştü yine bakıyorum da?
– İlk günkü kadar değil…
– Tabi dün bende seks yapsam canım kimseyi istemezdi.
– Senin kadar doyumlu değilim hala ben. Olsa hala.
– Bak bak laflara bak. Sırada kim var?
– Bakıyorum…
Randevu defterine bakıyordum…

– O değil sırada ki şanslı kız kim diyorum?
– Kısmet hala bu işler…

Diyerek arkama yaslanmış, randevu defterini masaya atmıştım. Telefonum çalıyordu. Zeki arıyordu.

– Efendim Zeki?
– Aloo hacı gülle. Ya ben çok sıkıldım gelsem mi?
– Lan daha saat 11 olmadı öğlen dedik ya
– Olsun ben gelem oturam orda valla çok sıkıldım babaanneme ip tutup duruyorum lan sikiecem ipini de örgüsünü de.
– İyi gel madem.

Kapı çalmıştı. Randevusuz bir hasta gelmişti. 45 li yaşlarda bir mature idi gelen. Halamla konuşuyordu. Oğlu ile gelmişti. Kimliğini alıp bilgisayara giriş yapıyordum. 15 yaşında bir oğlu vardı. Onu muayene ettiriyordu. İşlerimi hallettim kahve doldurmak için elimde bardakla giderken, kapı yeniden çaldı. Bir başka hasta gelmişti. Bu da erkek orta yaşlarda göbekli iri yarı godoman birisiydi. İçeriye davet ettim. Kahvemi alıp geldim;

– Hoş geldiniz!
– Hoş bulduk Melike hanımı görecektim.
– Tabi ama şuan kendisi muayene odasında.
– Sorun yok beklesem olur mu?
– Tabi kahve?
– Hayır teşekkürler.

Çokta sikimde yarrağımın suyunu iç diyordum içimden. Nedense uyuz olmuştum adama. Masama geçip oturdum adamı inceliyordum. Altın kaplama saat, boynunda altın kolye, elinde tespih tam bir ayı idi. Sonra kapı yine çaldı. Bu kez gelen Zeki iki.

– Ooo hacı gülle naber ya!

Sarılmıştı.

– Dur amk gir hadi…

İçeriye girdi. Eli doluydu.

– Ne aldın la?
– Yandım dedikçe buz gibi ayran?

Eliyle beni işaret ediyordu.

– One lan?
– Lehmecun lan lehmeecuuunn!
– Oha vallaha mı?
– He gömek.
– Sen muayene olacan kardeşim. Ver ben gömerim…

Elinden poşetleri alıp mutfağa gittim. Arkamdan gelmişti. Poşetleri açıp çıkarttım lahmacunları gömmeye başlamıştım.

– Dur be hayvan evladı, ayran aldım boğulcan…
Ayran doldurmuştu, oda bana eşlik ediyor mutfakta onları gömüyorduk. Muayene odasının kapısı açıldığında elimi, ağzımı sildim. Gittim yanlarına kimliği verdim kadına. Halam kadını geçirdi. Yüzü gülüyordu. Ta ki adamı görene kadar. Adamı gördüğünde suratı asıldı. Adam ayağa kalktı.

– Melike konuşmamız lazım.
– Sinan? Sana kaç kez ofisime gelme dedim ne işin var burada?
– Sana konuşmamız lazım dedim.

Halama doğru yürüdü ve kolunu tuttu. Araya girdim.

– Hey hey hey yavaş olsana!

Halam;

– Tamam kuzey yok bir şey bize müsaade et.
– Hala?
– Müsaaede et dedim kuzey.
– Peki hala.

Muayene odasına gittiler. Kapıyı kapattı halam. Adamla konuşuyorlardı. Zeki geldi yanıma ağzı dolu bir şekilde;

– Ne oldu hacı gülle?

Bir yandan tıkınıyor, bir yandan benle konuşuyordu.

– Ne bileyim kıl bir adam, halamla içeriye girdi.
– Heee!

Diyerek mutfağa geri gitti. Bende mutfağa gittim oturdum çıkmalarını bekliyordum çok geçmeden bağırışma sesleri gelmeye başladı içeriden. Koşarak gittim kapıyı zorladım. Kilitlemişti, açılmıyordu. Omzumla yüklendim yüklendim fakat açamadım. Zeki koşarak yanıma geldi. Halam çığlık atıyor, eşyalar yerlere düşüyordu seslerini duyabiliyordum.

Zeki;
– Oğlum ne oluyo lan?
– Bilmiyorum amk el at kapıyı açalım.

Dememe gerek kalmadan zeki sağına soluna baktı. Tekli koltuğu kaldırıp kapının camaken’ine indirdi koltuğu. Büyük bir gürültü ile camı patlatmıştı. Geriye doğru kaçtım. Daha sonra kırılan yerden atladım içeriye adamın arkasından yapıştım. Halamı muayene koltuğuna oturtmuş, kalkmasına izin vermiyor, tokatlar atıyordu. Adam o kadar güçlüydü ki geri çekemiyordum bile. Bildiğiniz ayı gibiydi. Yorulmuştum. Öne geçtim elini tutuyor, vurmasını engellemeye çalışıyordum. Zeki elinde ayran şişesi ile birlikte geldi. Ömür ayranlarını bilirsiniz cam şişede olur. Zeki adam’ın kafaya onu patlattı. Heryer ayran olmuş, adamın kafa yarılmıştı. Zeki de elini kesmişti. Adam afallayıp kafasını tutarak geri geri gitti. Zeki bir tane yumruk salladı çok kuvvetli adama, yere serildi. Üstünde tekmeleyeme başladı. Halama baktım, burnu kanıyor, dudağı patlamış ağlıyordu şoka girmişti. Ayağa kalktım ve zeki ile birlikte adama girişmeye başladık. Belinden silah düşmüştü. Aldım onu dayadım kafasına. Zeki bir yumruk da bana attı. Elimden silahı alıp fırlattı bir köşeye. Zeki masada duran diş çekmek için kullanılan penseyi aldı dayadı baygın adamın ağzına.

– Senin dişlerini tek tek sökerim lan orospu çocuğu.
Penseyi suratına indirdi bi tane adam iyice bayılmıştı artık. Zeki den yediğim yumruğun etkisi ile afalladım. Kalktı ve elimden tuttu Zeki.

– Kusura bakma hacı gülle.

Halamın yanına gittim.

– Hala iyi misin?

Ağlıyor şok içerisinde olup bitenleri izliyordu….

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*