BABANIN GÖREVİ 12

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

BABANIN GÖREVİ 12
“İşte benim takımım!”
Neşeli sesi, yüzümün gülmesini sağlamıştı. Kocam çok mutluydu, bizleri gördüğünde yüzündeki o gülümseme, gözlerindeki o ışıltı. Buna bayılıyordum, ailemi bir arada tutan şey de tam olarak bu olmuştu. Zor zamanlarımda güç aldığım, pes etmediğim zamanlarda neden bunu yaptığımı bana hissettiren o bakış. Hayranıydım, ilk andan beri. Onun sevgisiyle, oğlumuz da onun gibi bakıyor, onun gibi güzel hissettiriyordu bana. Hatta bazen, fazlasıyla…
Merkezdeki sistem, gayet net görüntü sağlıyordu. Ses de çok temizdi. Uydu üzerinden görüşme sağlandığı için, belli noktalarda bu kadar stabil çalışabiliyordu ama bu da fazlasıyla yeterliydi. Cep telefonları gelişmişti ama onun gittiği yerlerde telefon falan çekmiyordu tabi ki. Bu yüzden buraya bağlıydık, bundan sonra da bir süre daha ondan haber alamayacaktım. Alamayacaktık. Barkın, çok mutluydu, babasını mutlu görmeyi çok seviyordu. Kendi babamla aram hiç iyi olmadı, bu yüzden oğlumun böyle büyümemesi için hep doğru adamı seçmiş olmayı diledim. Başardığımı da sonradan gördüm. Bu anlar, neden yaşadığımın kanlı canlı örneğiydi işte. Aile. Herşeyden önemliydi.
“Merak etme baba, herşey yolunda. Sözünden çıkmıyorum.” dedi Barkın, gözleri ekrana kilitlenmiş durumdaydı.
“Hatırlat bana, sözlerim nelerdi?” dedi gülerek, kahkahaları neşe doluydu.
“Senin yerini dolduruyorum. Evin adamı oluyorum, anneme göz kulak oluyorum. Olması gerektiği gibi yani.” dedi bana göz kırparak. Gözlerimi kaçırdım. Utancım yüzüme yansımasın diye ummaktan başka bir çarem yoktu, bir anda söylemişti.
“Oğlum, seninle gurur duyuyorum.” dedi, iç çektikten sonra; “Olması gerekenleri yapıyorsun, büyüyorsun artık koca adam oldun. Artık bunlara alış. Ailen için yapman gerekenleri yapmalısın.”
“Teşekkür ederim baba, tek bir sorun dışında herşey yolunda.” dedi Barkın.
“Nedir o? Ne sorunu yaşıyorsunuz?” dedi kocam gözlerini büyüterek. Bizi merak ettiği her halinden anlaşılıyordu, kötü bir şeyin iması bile onu hemen endişeye sürüklüyordu.
“Annem senin gibi görmüyor.” dedi Barkın, gülüyordu. Sinir bozucuydu.
“Barkın!” diye fısıldadım. “Dikkatli ol…”
“Hayatım, senin için zor olduğunu biliyorum ama evde gerçek bir erkeğin var. Ona çocuk gibi davranmayı bırak. Sorumluluk almayı öğrendi, baksana.” dedi gözleriyle bize uzun uzun bakarak; “Hiç gözüm arkada değil, artık o bize göz kulak olacak seviyeye geldi.”
Acaba eşim, oğlumuzun bacaklarımı açmak istemesinden haberi olsa ne düşünürdü diye merak ettim. Olanları yorumlayış şekli gerçekten beni benden alıyordu.
“Ne zaman konuşabiliriz bir daha bilemiyorum…” diye devam etti. “Hava Kuvvetleri ile birlikte bir çalışmamız olacak. O nedenle rota konusunda hala net bir bilgi yok. Yoğun geçiyor, daha da yoğun olacak.”
“Hayatım merak etme, burada herşey yolunda. Aklın hiç kalmasın.” dedim. “Sana garanti ederim sıkıntı da olmayacak, güzel gidiyor.”
İstemsizce gülümsüyordum, onu görünce mutlu olmamak imkansızdı.
“Tabi ki.” dedi gülerek; “Ayrıca ben eve geldiğimde bir hediyem daha olacak değil mi?” göz kırparak “Eee, söyle bakalım Barkın efendi; yeni kardeşin hakkında ne düşünüyorsun? Heyecanlı mısın?” diye sordu.
“Bunu söylediğine sevindim baba, çünkü bu konuda seninle konuşmam gereken bir şey var.” dedi Barkın.
“Barkın… Sakın.” dedim fısıltıyla. Duyulmamak için büyük bir çaba gösteriyordum, sadece Barkın’ın duyabileceği bir ses tonuyla; “Sakın…” diye tekrarladım.
“Bir sözle alakalı bu baba. Annemin bana vermesi gereken bir sözle…” dedi gözleriyle bana bakarak.
“Ne sözü?” diye sordu, kocam gözlerimin tam içine bakıyordu. Ekrandan bile olsa, bunu hissedebiliyordum.
“Evet, ondan bir söz istedim ama hala vermedi o sözü bana. Bilemiyorum, bu konuda garip hissettiriyor.” dedi, daha sonra öne doğru eğilerek kulağıma; “Söz ver, yoksa söylerim.” diye fısıldadı.
“Barkın… Lütfen…”
“Hayatım ne sözü bu? Ne ile ilgili? Neden Barkın’ı üzüyorsun böyle? Ben hep sana ne diyorum, buradayken bunlarla uğraşmak istemiyorum. Aklım kalmasın. Ailemiz için iyi olanları yap.” dedi sert bir ses tonuyla. Eşim nadiren benimle böyle konuşurdu.
Barkın bana baktı, gözleri onay arıyordu.
Çaresizdim, köşeye sıkıştırmıştı. Hem de hiç beklemediğim bir anda yapmıştı bunu. Kafamda tilkiler dönüyordu. Ne yapacağımı bilemiyordum. Ama karar vermek için zaman da yoktu. Hızlı düşünmem gerekiyordu, blöf yapıyor sanmıştım. Söylemez sanmıştım ama tamamen yanılmıştım. Söyleyecekti. Hem de hiç çekinmeden bunu yapacaktı.
“Tamam… Söz veriyorum.” dedim kafamı hafifçe sallayarak.
“Süper!” dedi Barkın neşeyle. “Anneme, bebeğin ismini beraber koyalım dedim. Bu konuda bir söz istemiştim, ama bana daha zaman olduğunu söylemişti. Bu da moralimi bozmuştu.”
“Oldu mu bu şimdi hayatım? Çocuğumuzu üzme, Barkın koca adam oldu. Kardeşiyle ilgili fikir verebilir tabi ki. Hem böyle bir şey için neden onu üzüyorsun ki? Sen merak etme oğlum. Beraber isim veririz kardeşine, onu böyle sahiplenmen, şimdiden sevmen çok güzel. Çok takdir ediyorum seni.” dedi. Gözleri, Barkın’ı süzüyordu. Gurur duyuyordu onunla. Bu çok güzeldi, kendi babamla hiç böyle bir diyalog içinde olmamıştım. O benimle hiç gurur duymamıştı. Ama, küçükken kendime düzgün bir aile kuracağıma dair bir söz vermiştim. Çocuğum, babasıyla benim gibi olmayacaktı. Bunun için ne gerekiyorsa yapardım ve de yapmıştım. Sonunda da başarılı olduğumu anlamanın haklı gururunu yaşıyordum. Olay buydu işte, huzur, mutluluk… Aile demekti. Mutlu bir aile. Benim ailem.
“Teşekkür ederim baba, kardeşim konusunda çok heyecanlıyım.” dedi, gülümseyerek bana baktı. Bakışlarımı kaçırdım. İstediği şey, ne kadar ailemizin yararına bile olsa beni düşündürüyordu. Ama, ona dayanamıyordum. Gözleri, bakışı, duruşu… Aynı babasıydı.
“O bizim olduğu kadar senin de bir parçan Barkın, onu hep koru ve sev. Aile olmak önemli olandır” dedi, eşimin gözlerindeki mutluluk, daha önceki konuşmalardan çok daha farklı bir şekilde belli oluyordu. Normalde yaptığı iş konusunda bıkkın ve yorgundu ama artık öyle gibi gelmiyordu. Bebek fikri ona hayat ışığı olmuştu. Ama sorun, sadece fikir olmasıydı. Barkın’ın yöntemi ise onu gerçeğe çevirmekti.
“Evet baba, hem de tahmin edebileceğinden çok daha fazla böyle hissediyorum.” dedi, elleri bacaklarıma dokunurken; “Sizin olduğu kadar benim de…” hafifçe bacaklarımı okşarken, yavaşça, eşime belli etmeden elini bacağımdan çektim.
“İşte benim ailem!” dedi neşeyle; “Görev çağırıyor. Anneni benim yerime öp. Evin adamı sensin artık. Unutma.” dedi göz kırparak.
“Merak etme baba, unutur muyum hiç?” dedi gülümseyerek. Barkın’ın gözleri ışıldıyordu.
Ne yapmıştım?
Söz…
Vermiştim artık.
Vermesem bile bir önemi yoktu, bu yalan zaten çığırından çıkmıştı. Yapılabilecek pek bir şey kalmamıştı. Kendi oğlumla ilgili hislerim konusunda devamlı bir karmaşa içindeydim. O değişmişti, benim gözümde çok değişmişti. Anlaşılan o ki, babası da benimle aynı fikirdeydi.
Ekran kapanırken, siyah camın yansımasından Barkın’la bana baktım. Yan yana duruyorduk. Gözleri, bana kilitlenmişti.
Ben ne yapıyordum böyle? Ne yapmalıydım? Kendi oğluma, onunla yatacağıma dair bir söz vermiştim az önce. Kendime inanamıyordum…

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*